Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TGDF’den iş birliği

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Muhammet Ecel, iş birliğini çok önemsediğini söyleyerek, “Hızlı nüfus artışı ve kentleşmenin yanı sıra endüstrileşmenin de çevre üzerinde önemli bir baskı oluşturduğuna dikkat çekti....

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Muhammet Ecel, iş birliğini çok önemsediğini söyleyerek, “Hızlı nüfus artışı ve kentleşmenin yanı sıra endüstrileşmenin de çevre üzerinde önemli bir baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ecel, dünya çapında kabul gören döngüsel ekonomi vizyonu çerçevesinde, geri dönüşümü artırmak, ham maddeye erişimi kolaylaştırmak, istihdam oluşturmak ve ekonomik büyümeyi sağlamak amacıyla maddesel geri dönüşümün en önemli unsur olarak öne çıktığını dile getirdi.

SIFIR ATIK PROJESİ

Atıkların sürdürülebilir yönetimini sağlamak amacıyla Sıfır Atık Projesi kapsamında adımlar atıldığını vurgulayan Ecel, sözlerini şöyle sürdürdü, “Sıfır Atık, oluşan atıkların değerli bir kaynak olarak üretim sürecine dahil olmasını hedefleyen köklü bir değişim hareketi ve bütüncül bir yaklaşımdır. Bu hedefe ulaşmak amacıyla 12 Temmuz tarihinde yayınladığımız Sıfır Atık Yönetmeliği ile 2023 yılına kadar ülke genelinde benimsenip hayata geçirilecek ve böylelikle insanımızın atıklara bakışını değiştirecek bir atık yönetim sistemidir” dedi.

PLASTİK POŞET KULLANIMI YÜZDE 78 AZALDI

Çevre kirliliğinin önlenmesi, çevre duyarlılığı için farkındalık oluşturulması ve kaynakların verimli yönetimi amacıyla 1 Ocak tarihi itibariyle plastik alışveriş poşetlerini ücretli hale getirdiklerini hatırlatan Ecel, “Bu düzenleme ile sene başından bu yana poşet kullanımını yaklaşık yüzde 78 oranında azalttık. Çevre Kanunu değişikliği ile 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren bakanlığımızca belirlenecek ambalajlar için depozito uygulaması zorunluluğu getirdik. Böylelikle içecek ambalajlarımızı diğer atıklarla karışmadan toplayarak, etkin bir şekilde maddesel geri kazanımını sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu.

İş birliği kapsamında yapılacak çalışmaları çok kıymetli bulduğunu aktaran Ecel, “Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine daha büyük bir hızla ulaşması ve sanayi sektörümüzün uluslararası rekabet gücünün artması, çevre dostu teknolojilere geçişi ile mümkün olabilecektir. Geleceğimize yönelik belirleyeceğimiz somut hedeflerimizin başarılı bir şekilde hayata geçirilerek 2023’e doğru yola emin adımlarla devam etmemiz konusunda müşterek işbirliği içerisinde olmamızın önemi büyüktür. Gıda ve içecek sektörlerinden kaynaklanan çevresel etkilerin en aza indirilmesi amacıyla yapılan iş birliği protokolü ve bu kapsamda tüm paydaşların katılımıyla yapılacak çalışmaları, çok kıymetli buluyorum” ifadelerini kullandı.

"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ÖNLENMESİNDE GIDA SEKTÖRÜ DE SORUMLU"

TGDF Başkanvekili Rint Akyüz de, günümüzde insanlığın yüz yüze olduğu en önemli tehdidin iklim değişikliği olduğunu vurguladı. Akyüz, beklenmedik sıcak dalgaları ve aşırı yağışların, doğal kaynakları olan su ve verimli topraklar üzerinde baskı yarattığını, bu etkiler hızlı nüfus artışı ile birleştiğinde, dünyayı sağlıklı şekilde besleyebilmenin giderek zorlaştığını söyledi. Akyüz, “İçinde bulunduğumuz durumda insanlığın geleceği için atabileceğimiz en değerli adımlar, iklim değişikliğinin önlenmesi ve çevresel etkilerinin giderilmesi yönünde olacaktır. Tarım ve buna bağlı olarak gıda sektörleri, bu konuda birinci düzeyde sorumludur. Tarım ve hayvancılıkta verimliliğin artırılması, su kaynaklarının ve tarım arazilerinin korunması ilk etapta uygulanabilecek girişimlerdir” dedi.

PROTOKOL NELERİ İÇERİYOR?

Genel Müdürlük ve Federasyon, protokol çerçevesinde komisyonlar kurarak sürdürülebilir kaynak tedariki, enerji verimliliği, su yönetimi, gıda ve ambalaj atık yönetimi, lojistik, tüketici farkındalığının artırılması ve konunun bilimsel temellerinin sağlamlaştırılması yönünde çalışmalar yürütecek.

Gıda ve içecek sanayine ham madde sağlayan tarım ve hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliğinin de sağlanması için sürdürülebilir kaynak tedariki çalışmaları desteklenecek.

Su yönetiminin iyileştirilmesi, atık su kalitesinin artırılması, suyun geri kazanımı ve yeniden kullanımı yönünde çalışmalar teşvik edilecek. Gıda ve içecek üretim tesislerinde su kullanımının ölçümü ve yönetimi, su verimliliği yüksek teknolojilerin kullanımı desteklenecek.

Gıda israfının önlenmesi kapsamında, üreticilerin tarım ve hayvancılık menşeli kaynaklarının yüzde 100 verimlilikle kullanma çabaları desteklenecek. Gıda ve İçecek Sanayii yan ürünlerinin gıda, yem, gübre, kozmetik, ilaç gibi alanlara kaydırılması; atıkların ise geri dönüştürülmesi veya enerji olarak geri kazanılması teşvik edilecek, depolama sahalarına gönderilen atıkların azaltılması hedefine öncelik verilecek.

Ambalaj sanayii ile işbirliği içerisinde; çevreye duyarlı, yeniden kullanılabilir yenilikçi ambalajların geliştirilmesine ve kullanımına yönelik çalışmalar desteklenecek.

Lojistik sektörü ile işbirliği içerisinde; uygun noktalardan kaynak tedariki, çevreye duyarlı taşımacılığa geçiş yapılması, verimli dağıtım ağının oluşturulması ve rota planlamasının yapılması, uygun araç çeşitlerinin belirlenmesi gibi çalışmalar teşvik edilecek.

Gıda zincirinin çevreye en fazla etkisi olan halkalarından biri olan tüketicinin farkındalığını, çevresel bilinç ve duyarlılığını artırmaya yönelik çalışmalar teşvik edilecek.

Gıda zincirinde yapılan iyileştirmelerin çevresel etkilerinin bilimsel verilere dayalı ve güvenilir biçimde ortaya koyulabilmesi amacıyla; kamu, gıda zincirinin paydaşları, sivil toplum kuruluşları ve akademi işbirliği ile yapılacak bilimsel temelli değerlendirme çalışmalar desteklenecek.

Protokol, 2 yıl süreyle geçerli olacak.