Canan Dağdeviren: Hawking projesinin klinik çalışmaları bitti

Türk bilim insanı Canan Dağdeviren, Kadir Has Üniversitesi’nin akademik yıl açılış törenine katıldı. Törende ‘Anadolu’nun HAS insanları’ başlıklı bir konuşma yapan Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyesi ve MIT Dr. Öğretim Üyesi Canan...

Türk bilim insanı Canan Dağdeviren, Kadir Has Üniversitesi’nin akademik yıl açılış törenine katıldı. Törende ‘Anadolu’nun HAS insanları’ başlıklı bir konuşma yapan Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyesi ve MIT Dr. Öğretim Üyesi Canan Dağdeviren, 2,5 yıldır üzerinde çalıştığı ve yeni tamamladığı Hawking projesinin çıkış hikayesini ve detaylarını Demirören Haber Ajansı’na (DHA) anlattı.

CİHAZ EN KÜÇÜK HAREKETİ BİLE ALGILAYACAK

Prof. Stephen Hawking’i 2016 yılında Harvard Society’de ağırladığı gece Hawking’in konuşma güçlüğünü fark edip bu projeye başladıklarını söyleyen Canan Dağdeviren, “Projenin klinik çalışmalarını bitirdik. Kadın ve erkek hasta üzerinde denedik. Büyük uğraşlar sonunda sona geldik. Sadece ALS değil birçok hastalık nedeniyle konuşma güçlüğü çeken hastaların bilgisayar sayesinde karşısındaki kişi ile iletişimi daha iyi sağlaması için bu cihazı geliştirdik. Cihaz, küçük bir gülümse veya hareketi algılayıp bilgisayara kodlama şeklinde gönderip binlerce kelime içerisinden sınıflandırma yaparak çok rahat bir şekilde konuşmanızı sağlıyor. Bu da kas hastalıkları nedeniyle konuşma zorluğu çeken birçok hasta için büyük bir kolaylık sağlayacak” diye konuştu.

PROJEYE HAWKİNG’DEN ETKİLENEREK BAŞLADIM

Projenin tamamlanmasının 2 buçuk yıl sürdüğünü belirten Dağdeviren, “Hayatım boyunca çok güzel insanlarla tanıştım ve bu insanlar üzerinde yaptığım bilimi uygulama imkanı buldum. Bu güzel insanlardan biri de Stephen Hawking, 2016 yılında sıcak bir nisan akşamında Harvard’da buluşmuştuk. Diğer ekip arkadaşlarımla birlikte Hawking’i Harvard Society’de ağırladık. O sırada fark ettim ki ALS hastalığına hastalarının bir cümleyi kurabilmesi için çok vakit harcaması gerekiyor ve yoruluyor. Hawking’i misafir ettiğimiz gece bu projeyi yapmaya karar vermiştim. 2 buçuk yıllık bir çalışma sonrasında ALS hastaları üzerinde deneyerek 3 hafta önce projeyi bitirdik” ifadelerini kullandı.

KONUŞMA PROBLEMİ OLAN HERKES KULLANABİLECEK

Cihaz için özel bir program geliştirildiğini belirten Dağdeviren, “Cihazı konuşma problemi olan herkes kullanabilecek. Hatta konuşma problemi çekmeseniz dahi yüzünüze yapıştırdığınız küçük cihazlar sayesinde özel mesajları kimsenin anlayamayacağı bir şekilde karşı tarafa çok rahat bir şekilde aktarabileceksiniz. Bilgisayar, geliştiren bir program sayesinde mimiklerimizi okuyacak” dedi.

“GÜLÜMSEYEBİLİRSİNİZ, GÖZ KIRPABİLİRSİNİZ”

5 yıldan kısa bir sürede cihazın marketlerde satılabileceğini söyleyen bilim insanı Dağdeviren, “Gülümseyebilirsiniz, göz kırpabilirsiniz, ağzınızı A,B,C şeklinde oynatabilirsiniz, herhangi bir mimiği, yüz kaslarınızda meydana gelen hareketleri bilgisayara aktarıp konuşmayı sağlayabileceksiniz, e-mail atabileceksiniz. ‘Acıktım, seni seviyorum, röportaj bitsin’ diyebileceksiniz. Yani böyle küçük mesajlar verebileceksiniz. 5 yıldan daha kısa bir sürede cihazın markete girebileceğini düşünüyorum. Çünkü vücuda yapıştırılıyor içine girmesine gerek yok. İzinlerin daha rahat alınabileceği kanaatindeyim. Vücutta hareket olan herhangi bir yere yapıştırılabilir ama biz yüze yapıştırılmasını uygun buluyoruz çünkü bilgisayardaki ara yüz daha kolay okuyor. Bilgisayarda bunu okuyacak bir program ve sonuçları kategori edebilecek bir sistem oluşturduk” diye konuştu.

BAHANELERİM YOK AMA HAYALLERİM VAR

“Anadolu’dan çıkan bir insan olarak imkansızın olmadığını düşünüyorum” diyen Dağdeviren, “İmkansızlık benim lügatımda yok. Başarıya giden tek bir yol da yok. Bir yolda eğer başarısızlığa uğruyorsam başka bir yolu deniyorum. Bu da benim uzun vadede kazanmamı sağlıyor. Bahanelerim yok ama hayallerim var” ifadelerini kullandı.

ANADOLU İNSANININ DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK

Anadolu insanının kucaklayıcı ve verimli olduğunu söyleyen Dağdeviren, “İsminde ‘ana’ var zaten kucaklayıcıdır, doğurgandır, verimlidir. Anadolu’nun insanlarını güneş gibi sıcak buluyorum. Arkadaşlıkta akarsu gibi buluyorum. Tevazuda toprak gibi buluyorum. İçinde her türlü milleti, farklı anlayışı, kökeni barındıran muazzam bir topluluk. Dünyanın hiçbir yerinde eşi benzeri olmayan bir topluluk bence o yüzden güzeliz. Yaptığım bilimde de Anadolu’dan örnekler var. Bilim yaparken farklı kökenlerden gelmiş bilgileri harmanlayarak aslında Anadolu yapıyorum” dedi.

BİLİM HAYATTAKİ EN HAKİKİ MÜRŞİT

Canan Dağdeviren, “Bilim benim için hayattaki en hakiki mürşit, gerçek. Aşık Veysel’in dediği gibi bilim yaparken ben ölümlü dünyada hakikati görüyorum. Hayalim olan aleti yapıyorum, elimde tutuyorum, dokunuyorum ve hissediyorum. Onun gerçek olduğunu görebiliyorum” diye konuştu.

MEME KANSERİNİ ERKEN TEŞHİS EDEN SÜTYEN PROJESİ

Meme kanserini erken teşhis için hazırladıkları projenin henüz çok başlarda olduğunu belirten Dağdeviren, “Ama yüksek tempolu bir şekilde çalışıyoruz. Meme kanserinden kaybettiğim teyzeme ithaf ettim. 1 yıl içinde geliştireceğiz, en çok yapmak istediğim şey klinik çalışmaya geçmek ve gerçek hastalar üzerinde bunu denemek. Hayalim tüm kadınlar için meme kanserini erken teşhis edebilecek ve farkındalık oluşturacak bir platform yapmak. En büyük hayalim de bu sistemin sadece ABD gibi büyük ülkelerde değil üçüncü dünya ülkelerinde de kullanılabilir aşamaya gelmesi ve tüm kadınlara ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

KADİR HAS EĞİTİM MODELİ’Nİ UYGULAMAYA BAŞLADIK

Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz ise, her akademik yılda olduğu gibi bu yılda büyük bir heyecanla eğitim hayatına başladıklarını söyleyerek, “Bu yıl bir başka heyecanı daha yaşıyoruz. Yaklaşık 1 yıl gibi kısa bir sürede hummalı bir şekilde çalışarak geliştirdiğimiz hem ülkemize hem de dünyaya örnek olacak Kadir Has Eğitim Modeli’ni bu yıl uygulamaya başladık. Yeni eğitim modelinin odağına öğrencileri yerleştirdik. Geleneksel, alışılagelmiş derslerin olmadığı, hemen hemen her dersin sıfırdan tasarlandığı ve bölüm ayırt etmeksizin gelen tüm öğrencilerin geçmek zorunda olduğu bir çekirdek müfredat oluşturduk” dedi.

Programla temel amaçlarının öğrencilere evrensel insanı değerleri kazandırmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Feyiz, “Öğrencilerimizi evrensel insani değerler ve yetkinliklerle donatarak bir dünya vatandaşı vasıflarını kazandırmayı hedefliyoruz. Ayrıca uzmanlık eğitim modelini de geliştirdik ve uyguluyoruz” diye konuştu.

(GÖRÜNTÜLÜ-FOTOĞRAFLI)